Uçurumun Kanatları

Dili olsa şu taşın, toprağın ,
Şanını anlatsa Ali’nin Sefa’nın ,
Toprağı öpen yiğidin kanının ,
Göğe yükselse dirilişi o an’ın ,
Anamın sızlayan yüreği , cananım ,

Uçurum kanatlansa ,
  Deniz yerin dibini bulsa ,
     Can ağlamasa ,
        Canan aratmasa ,

Şu göçüp giden nice ömrü …

“Kerem” Beytullah Besler
*yt*

Posted via Blogaway

Reklamlar

Ömrümün Son Demi

Kurulu bütün düzenleri ,
ıslatmalı ,

Tütün kokan güzelleri ,
anımsatmalı ,
Şiir tadında bir hayat ,
yaşatmalı ,
Çay gibi ağırdan ağırdan ,
dem almalı ,

Ve batan güneş eşliğinde , yarına doğmak için ,
                                                                                 bu hayattan yok olmalı !

                                                                                                           İnsan …

Ah’ı Adlar

Bırakmıyor peşimi şu siyahlar ,
Düşmese , ah düşmese saçlara bu aklar .
Sabahın birinden diğerine uyandığımda , 
Minareden duyulmasa Ah’ı Adlar .
Gönülden akmasa buz gibi yaşlar ,
Feryadı çağlar bir yetimin ,
Baba, Baba, Baba …
Gökyüzü karanlık , 
Dünya daracık ,
İçim sığmıyor bedene ,
Kulaklarım duymuyor başka kelime .
Kainattaki her bir nesne ,
Hepsinden yükselen her bir seste ,
Baba , baba , baba …
Delirmek üzere Kerem ,
Yıkıldı yerinden Ferhat ,
Ne Mecnun bilir bu Aşk’ı , 
Ne de bir başka beden …
Giden Can’dı , Can’dan kopan ,
Anlar Can’ı ,Can’dan yanan …

Senin ( İç’in )


Fotoğraf : İ.K.

Şimdi , tam şuanda okuyor olduğun bu yazı da bütün hatalarını hatırla . En kötülerini , en yüce , en aptalca , en masumca olanlarını , en ve en ve en ve enleri , bir bir anımsa . 

Dur biraz , kapat gözlerini ve eskittiğin yıllara bir bak ama ” bir bir ” bak ve daha dikkatli . Dur şimdi aç gözlerini ve gelecek yıllarını düşün , gözün açık . Ama ” Gözün Açık ” !!! Şimdi insanları ve insanlığı düşün . Şehrin en yüksek yerine çık ve şöyle bir bak ona . Hayatının geçtiği her bir sokağı ara , oradan bakarak . Bir bir anımsa yine hepsini . Doğduğun hastahaneyi anımsa (dene en azından) . İlk adımını attığını anlattıkları sokağa bak , oynadığın parklara ,düşüp dizlerini ,başını ,kolunu yaraladığın , hüngür hüngür ağladığın sokakları düşün . Okul ve eğitim serüvenin , sevdiğin sevmediğin bütün arkadaşların . Hele o lise yılların , onlara biraz daha özenle bak . Çünkü lise yıllarının özüydü ” özen ” . 


Şu kelimeleri yazarken ben bile yaşadım her bir anımı , dakika dakika . Bir film şeridi düşün . Bu senin filmin ve o senin ellerindeyken sen hala başkalarının filmlerini izleyip , onlara aşık olup , insanlara onları anlatıyorsun . Çok yanılıyorsun , yanılıyorum , yanılıyorlar . Şimdi bırak kendi kendine oynasın tüm o filmler . Sen kaydetmeye başla , o tepeden başlayarak , kendi filmini . Senin filmini izlesin insanlar ve seninkini gördükçe , kendi filmleri için biraz daha çaba biraz daha gayret göstersinler . 

Ahh ah , 

Ne kelimeler var hayatta , 

Varolmaya değer daha . 

Ama değer mi ederine bu değer ? 

Ben bilmem , bilemem . 

Herkes kendi seçer ,

Ve yaşar değerini …

Yine çok konuştuk , kendi kendimize , yine çok , yine çok . 
Neyse , şimdi hepsini bir kenara bırakın ve denizin gökyüzüyle seviştiği o çizgiye bakın . Ve şunu hatırlayın hep , ne kadar çok yaklaşsanız da o çizgiye , ne kadar çok merak etsenizde o sevişmeyi , asla ama asla öğrenemeyeceksiniz . Uzaktan sizi büyüleyip duracak ve sizi kudurtacak . 
Siz de öyle yapın . Onun size yaklaşmasına olanak sağlamayın ve sevişmeleriniz sadece sizinle yaşasın .

Şimdi yaşasın hayat , 
Yaşlansın ruhsat .

Selam olsun ,

İlk baharla gelen papatyalara !

Ve hasret ,

O sıcak yaz günlerine .

Hüsran,

 O soğuk kışlara .

Özlem,

 Ferahlatan yağmurlara …


Vesselam …


                                                                                           *yt*